Osmanlı bilimi, kendisinden önceki Selçuklu Devleti’nin bilim mirası ve o dönemde Anadolu şehirlerinde kurulmuş olan eğitim bilim müesseselerinin temeli üzerine kurulmuştur. Osmanlılar ayrıca dönemin en ileri kültür ve bilim merkezlerinden olan Mısır, Suriye, Irak, İran ve Türkistan’daki bilim adamlarının faaliyetlerinden istifade etmişlerdir. Osmanlılar İslâm dünyasının kültür ve bilim mirasını koruyup zenginleştirerek ona yeni bir dinamizm ve canlılık kazandırmışlardır. Böylece İslâm medeniyetinin eski merkezlerinin yanısıra Bursa, Edirne, İstanbul, Üsküp ve Saraybosna gibi yeni kültür ve bilim merkezleri ortaya çıkmıştır. Bu dönemde gelişen Osmanlı kültür ve bilimi günümüz Türkiye’sinin ve birçok Orta-Doğu, Kuzey Afrika ve Balkan ülkesinin kültürel kimliğini ve bilim mirasını oluşturmuştur. Devamını Oku
Hayatı hakkında çok az şey bilinen Hekataeos, bugün bazı çevrelerde Yunan nesir sanatının ilk yazarlarından biri, başka çevrelerde ise ilk Yunanca coğrafya eserinin yazarı olarak tanınmaktadır. Ne yazık ki, coğrafya eserinin orijinal metni artık mevcut değildir. Ancak, daha sonra verilen bilgilere göre, esere bir harita ekliydi ve biri “Avrupa”, diğeri “Asya ve Afrika” olmak üzere iki kısımdan meydana gelmişti. Devamını Oku
Tales (Thales), muhtemelen Fenike asıllı bir ana babadan M.Ö.624 civarında doğdu. Bununla beraber, soyu söz konusu olduğunda genellikle gerçek bir Miletli olarak kabul edilir. Devlet adamı, matematikçi, astronom ve müthiş bir iş adamıydı.
Devlet adamı olarak, İyonya şehirlerini Perslere karşı birleşmeye ikna etmeye çalıştı: Perslerin büyüyen güçleri onun için sürekli bir sıkıntı kaynağıydı. Ancak yine de İyonyalılar, Pers saldırısına karşı koyamadı. Devamını Oku
Yunan kültürü Mısırlılara, Fenikelilere ve daha sonra Mezopotamyalılara borçlu olmakla birlikte, herşeyden önce, daha eski iki kültürün, Minos ve Miken kültürlerinin ürünüdür. Bu son iki kültür, Ege denizinde yer almış olup Batı’da Yunanistan, Doğu’da Türkiye ile çevrilmişti. Girit adasının ve Siklatlar’ın (Cyclades) yer aldığı bu bölgede yaşayan neolitik toplumlar için M.Ö.3000 ile 2200 yılları arasında Bronz Çağı başlamış bulunuyordu. Devamını Oku
Başlangıçta, Sümerler de Mısırlılar gibi senenin 360 gün olduğunu düşünmüşlerdi: bu, 60 tabanlı sayı sistemlerinin parlak bir doğrulamasıydı. Günü, gündüz için 3, gece için 3 olmak üzere 6 kısma bölmüşler, yani günü 4 saatlik parçalara ayırmışlardı. Gündüz ve gecenin mevsimlere göre farklı uzunluklarda olması nedeniyle bu parçalar eşit uzunlukta değildi. Eşit uzunlukta olmayan bu parçaların astronomide kullanımı pek elverişli değildi. Devamını Oku